Truman Show
Hayatınızın yalan olduğunu ve aslında bir televizyon programında yaşadığınız hayal edebiliyor musunuz?
ELEŞTİRİ


Filmin başındaki röportajlarda, gerçekliğin aslında bir stüdyo kurgusu olduğu bize anlatılmaktadır; ancak biz, bunlardan habersiz olan Truman’ın hayatını sadece izlemekle kalmıyor, adeta ona dahil oluyoruz. Bunun temel nedeni, kullanılan kamera açılarında saklıdır. Banyodayken kameranın aynada, arabadayken ise radyonun içinde olması, izleyicide “Ben bir film izlemiyorum, Truman’ın hayatını gizlice gözetliyorum” düşüncesini uyandırmaktadır. Filmin başından itibaren Truman’ın, yaşamak istemediği bir hayatı sürdürdüğü bize gösterilir. Aynada kendisiyle konuşurken mutludur; ancak ne eşi bu hallerinden memnundur ne de Trumaneşinin tavırlarından hoşlanmaktadır. İşini de sevmeyen Truman, ofise gitmeden önce gazete
bayisine uğrar ve ardından ikizlerle karşılaşır. Yüzü gülse de içindeki o "ikizlerden kaçma" isteğini bastıramaz. Daha sonra Truman’ı çalıştığı ofiste görürüz; fakat yine orada olmak istememektedir. Kovulacağını bile bile kendisine verilen işleri yapmayı reddeder, çünkü kovulmanın onu özgür ve mutlu kılacağı düşüncesini kafasından atamaz. İşe girmeden önce aldığı dergilerdeki kadın yüzlerini parçalayarak sevdiği kadının görselini oluşturmaya çalışması, onun asıl kaçış motivasyonudur. Truman’ın kaçma kararına kadar bu gizli kamera estetiği sürerken, bu noktadan sonra aktüel kamera kullanımı daha bariz hale gelir. Kaçışı tam anlamıyla sonuçlandığında ise o büyük soru sorulur: "Garanti altına alınmış bir düzen mi, yoksa belirsiz bir mutluluk mu?" Truman, kapıdan çıkarak stüdyoyu terk eder ve tercihini özgürlükten yana kullanır.
Truman'ın hareketlerinin sebeplerini anlayabilmemiz için doğrusal akışı bozmadan, ölü bildiği babasıyla karşılaşması veya hoşlandığı kızın programdan atılmadan önce söylediği son sözler gibi "mini olaylar" gösteriliyor. Bunların hepsi Truman’ı geliştiren ve düşünce yapısını oluşturan olgulardı; bu yüzden bu olayların filmde "flashback" (geriye dönüş) olarak bulunması hem anlatımı hem de kurguyu güçlendirmiştir. Truman Show programını yöneten yönetmenin atladığı nokta da tam olarak budur: Truman, kendisine söylenenleri ve yaşadıklarını unutmuyor. Kaşif olmak isteyen bir çocuğun önüne engeller koymayı denediler ama başaramadılar; Truman durmadan gelişti ve büyüdü. Belki de yönetmen yanlış bebeği seçmişti.
Filmde mekan tamamen yapay bir stüdyodur ve çekim burada gerçekleşmektedir; ancak bu seyirciden saklanan bir şey değildir, bu durum sadece Truman karakterinden saklanıyordur. Filmde dördüncü duvar yıkılarak da bu bize defalarca kez gösterilmektedir. Eğer bu film bir stüdyoda çekilmeseydi, o duygu seyirciye yansıtılmasaydı anlatmak istediklerini bu kadar net anlatamazdı. Çünkü Truman zaten yapaylığın içerisindeki tek gerçekliktir; eğer mekan daha doğal olsaydı, figüranlar kendisini bu kadar belirtmeseydi, oyuncular ara ara reklam yapmasaydı Truman’ın hayatı genel insanların normaline dönecekti ve filmin anlamı yıkılarak tamamen değişmiş olacaktı. Mekan kullanımında yönetmenin bulunduğu nokta, filmin bir yerinde stüdyonun tepesindeki ay olarak gösteriliyor; burada anlatılmak istenen "Ben her türlü Truman’dan üstünüm, o yüzden ona tepeden bakarak onun hayatını yönlendiriyorum" düşüncesidir. Mekan tasarımlarına bakacak olursak, iş yerleri dışında yüksek bina yoktur; evler tek katlı veya iki katlıdır, hepsinde birer aile vardır neredeyse. Çünkü programda aileyi, birliği ve beraberliği övmek zorundalar; bu yüzden Truman da istediği bir evliliğin içindedir. Evlerin içine bakacak olursak tamamlanmamış bir oda var ve o odada bebek istedikleri konuşuluyor. Amerika'da maddi durumu çok iyi olmayan aileler ev yaptırırken fazladan oda yaptırırmış ancak ev yapılırken tamamlanmasını, yani iskeletinin kaplanmasını istemezlermiş; ileride odaya ihtiyaçları olduğunda iskeleti ihtiyaçlarına göre kapatırlarmış. Truman’ın bodrumunun da duvarlarının olmaması da maddiyatla alakalıdır. Ancak bebek konusunu istedikleri odaya gelecek olursak, orayı çocuk odası yapmak istemektelerdir; bu yüzden zaten fazladan odaları vardır, eğer ilk başta böyle bir düşünceleri olmasaydı Truman eşyalarını bodrum katına tıkmazdı. Sanat kısmına gelecek olursak, film 1998 yapımı ve o yılları yansıttığını söyleyebiliriz. Ayrı bir Truman dünyası kurarken dış dünyadan çok fazla uzaklaşmak tercih edilmemiş; yani evlerin tasarımı, kıyafetlerin renkleri, kullanılan araç gereçler şu an bakacak olursak 90’lı yılların temel anlatıcısıdır. 90’lı yıllarda çekilen bir filmde günün en yaygın tasarımlarını ve renklerini kullanmak seyirciye bir nebze “Sizin içinizden biri” demektir. Öte yandan ise izleyicide “İçinizden birinin hayatı yalan, ya sizinki?” de demektedir; yani seyirciyi, aynı Truman gibi büyük bir boşluğa düşürmektedir.


Truman Show, genel hatlarıyla dördüncü duvar kuralını yıkmak için yapılmış bir filmdir. Peter Weir’ın imzasını taşıyan bu yapım, gerçekliği insana sorgulatmaktadır; seyirciye “Bir simülasyondamıyız?”, “Yaşadığımız yer ne kadar gerçek?”, “Dünyanın ne kadarı keşfedilebildi?” gibi sorular sordurmaktadır. Truman’da tüm mimikleri çok net görebiliyoruz; çünkü çekimleri stüdyoda yapılmıştır ve diğer stüdyo filmlerine göre bu saklanan bir şey de değildir. Filmin bir sahnesinde yere bir stüdyo ışığı düşmektedir; daha sonradan radyo haberleriyle bu durum meşrulaştırılmaya, normalleştirilmeye çalışılmıştır. Böyle bir anlatıma sahip olan bir filmde hiçbir şeyin karanlıkta saklanmasına gerek yoktur; bu yüzden Weir’ın tercihi de görmemiz gerekenleri en iyi gösterecek şekilde bir ışık kullanımı olmuştur. Truman karakteri filmin başından itibaren
takipedildiğini ve izlendiğini biliyordu, sadece kim tarafından olduğunu bilmiyordu. Bir televizyon programında olduğunu tam olarak bilmese de izlendiğini biliyordu; bu yüzden “Günaydın… Ve olur da görüşemezsek iyi günler, iyi akşamlar ve iyi geceler,” demektedir. Onu izleyen kişinin gününün hangi evresinde olduğunu bilmediği için bu şekilde her kesime hitap etmektedir.
Bir yandan bir zeka yarışması da izlediğimizi söyleyebiliriz; dahice bir program yaratan ve yöneten Peter Weir’a karşı Truman. Ama Truman, yönetmenden daha zeki olacak ki tüm olayı bir dedektif edasıyla çözmektedir. Öte yandan bir sistem eleştirisi izlemekteyiz; yönetmenin ana karakterin psikolojisini ve hayatını umursamamasını eleştiren bir filmdir bu. Çünkü yönetmen bunu açıkça hem Truman’a karşı hem de yan oyunculara karşı yapmaktadır. Buna kanıt olarak, Truman’ın panikleyen eşini sıkıştırdığı sahnede, eşi yardım çığlıkları atar ve Truman’ın en yakın arkadaşı o sırada eve girer. Bu bir tesadüf gibi gösterilmeye çalışılmıştır; daha sonradan Truman’ın eşi kurtulup arkadaşına sarılır ve “Yeter artık, ben bu şartlar altında çalışamam!” der. Burada dördüncü duvar kırılıyor; çünkü kadın o an bir mesai içerisinde değildir ve "yapamam" dediği şeyin Truman’ın eşi rolünü oynamak olduğu anlaşılmaktadır. Truman da bu sahnede bir şeylerin farkına varmıştır ama bu hislerini gizlemek zorundadır. Eğer gizlemeseydi ona daha da engel olmaya çalışacaklar ve Truman’a tam olarak "nitelikli deli" muamelesi yapılacaktı. Ancak Truman tüm engelleri aşarak kendi bildiği doğruya ulaştı ve en sonunda kimse ona engel olmaya çabalayamadı. Truman nereden izlendiğini de bir zaman sonra çözmüş olacak ki, kör nokta bularak kazı yaptı ve gizlenerek kaçtı; kimse Truman’ın kaçtığını fark edemedi. Filme konu olan televizyon programını izleyenler hiçbir zaman bu durumun etik tarafını sorgulamamakta, hatta herkes programı severek takip etmektedir. Sadece ona aşık olan kadın bunun doğru olmadığını düşünmektedir; bunun sebebi ise yapım şirketinin onu programdan atarak Truman ile ilişki yaşamasına engel olmalarıdır.
Yusuf Çıplak


YUGA© 2026
Yedinci Sanat sadece bir web sitesi değil, yaşayan bir topluluk.
Gözden kaçırdığın sahneleri beraber yakalayalım.
Haftalık bültenimize kayıt ol; en yeni film eleştirileri, kimsenin dikkat etmediği teknik detaylar ve topluluğumuzdan gelen en çarpıcı yazılar doğrudan gelen kutuna gelsin.
